ALI ALIŞIR / SANATÇI METNİ / 2011

Sanal Mekânlar.

Elektronik Devreler Aracılığıyla Mekânları Birleştirmek

Sanal Mekânlar — Ali Alışır
SERİYİ KEŞFET

Teknoloji açısından yeni bir aydınlanmanın henüz eşiğinde olsak da teknolojik gelişmeler düşünme biçimlerimizi şimdiden kökten değiştiriyor. Çağımızın teknolojisi, binlerce yıl boyunca birikmiş katmanları soyarak onların altından bütünüyle yeni bir evren çıkarıyor. Sınır tanımaz görünen bu özgürlük, sanal gerçeklikte karşılığını buluyor ve sanal gerçekliğin etki alanı her gün genişliyor. Telefonun telgrafın, televizyonun da radyonun ardından gelmesi gibi, sanal gerçeklik de çevremize bir virüs gibi yayılıyor. Bugünkü anlamı, optikteki sanal görüntü kavramının çok ötesine uzanıyor. Görüntüler artık dünyayı yalnızca gözlerimizin önüne yansıtmıyor; yaşamlarımızı, toplumsal çevremizi, ilişkilerimizi ve sonunda bizi biçimlendiriyor. Sanal gerçeklikle birlikte düşüncelerimiz, algılarımız ve deneyimlerimiz giderek bir şeffaflık durumuna taşınıyor. Artık hem izleyici hem de iletişim ağının kendisiyiz.

Teknolojinin hızı arttıkça fotoğraf da giderek sanal gerçekliğe benzemeye başladı; sanki gerçekliği bu sanal ağlar tarafından emilip yutulmuş gibi. Fotoğrafların dijital olarak kodlanması ve bilgisayarlardan televizyonlara, cep telefonlarına, bir işlemciden diğerine aktarılması, fotoğrafik görüntünün doğasını değiştirdi. Gerçeklik, artık bir zamanlar düşündüğümüz kadar açık ve kendiliğinden anlaşılır değil. Dijital kodlama, yeniden kodlama ve üzerine yazma işlemleri, fotoğrafı sentetik bir görüntüye dönüştürüyor.

Bu kodlama süreçleri, haberlerin içeriğini ve dolaşımını da değiştirdi. Televizyonda olaylar, olayların temsillerine dönüşüyor; aktarılan şey onların dijital kodları, birleri ve sıfırları oluyor. Kitle iletişimi aracılığıyla gerçeklik yapay biçimde yeniden üretiliyor. Ekonomi ve siyaset de bu çözülmeden payını alıyor. Gerçek ekonomi yerini sanal ekonomiye bırakırken siyasetin yerini yeni bir medya düzeni alıyor.

Politikalar kamuoyu araştırmalarıyla şekillendiriliyor, reklamlar testler aracılığıyla geliştiriliyor. Radyoda hangi şarkıların çalınacağına tüketici panelleri karar veriyor. Filmlerin sonları ve afiş tasarımları anket sonuçlarına göre oluşturuluyor; televizyon programlarını ise reytingler belirliyor. Belki de en önemli değişim, görüntülerin denetiminin, üretiminin ve dağıtımının dijital işlemcilere, yapay belleklere ve teknolojik iletişim araçlarına devredilmiş olmasıdır.

Görüntü ve bilginin hızla dönüşmesi, gazete, dergi ve kitaplardan dijital platformlara geçişi beraberinde getirdi. Bu ortam değişikliği, matbaanın icadı ölçeğinde bir dönüşümü ifade ediyor. Bilgi, bu uzun yolculukta gerçek olanın alanından uzaklaşıp mümkün olanın alanına; olayın alanından ayrılıp düşüncenin alanına taşındı. Sınırlı bir alandan sınırsız bir alana yayıldığında ise sanal bir ortama girmiş oldu.

Sanal olmak, başka bir şeye dönüşme olasılığını içinde taşımaktır; bir anlamda, gerçekliğin bütün niteliklerini barındırabilme potansiyelidir. Dolaşımdaki her bilgi, ağın içindeki başka bilgiler aracılığıyla değişime uğrar. Bilgisayar ortamında üretilen sanal görüntüler, gerçekliği kendi ölçütleriyle tanımladıkları bir noktaya giderek yaklaşıyor.

Sanal Mekânlar projesi, Orta Çağ'ın ters perspektifi ile Rönesans'ın merkezi perspektifi arasındaki kırılmanın sanatsal bir yorumudur. Yaşadığımız, toplumsal ilişkiler kurduğumuz ve ticaret yaptığımız mekânlarda artık sabit bir derinlik ya da kırılma noktası algılayamıyoruz. Bir zamanlar bizi kuşatan kasvetli ve bunaltıcı yapıların yerinde, arayüzlerin işleyişiyle ve ağ temsilleriyle karşılaşıyoruz. Elektronik devreler, cep telefonları ve internet aracılığıyla birbirimize bağlandığımız ya da sınırsız bir bilgi ağı içinde dolaştığımız bu mekânlar, alışılmış ölçüm kurallarına sığmayan, yerçekimsiz ve etkileşimli alanlara dönüşüyor. Bilgi ve görüntüler, sonsuzca yeniden üretime ve müdahaleye açık biçimde bu alanlarda sürekli yer değiştiriyor. Sanal Mekânlar, bu teknolojilerin fiziksel çevresine zihinsel olarak yabancılaşan bireyler üzerindeki etkisine yönelik sanatsal bir eleştiridir.

Ali Alışır
2011

TÜM METİNLER